Herkese merhabalar değerli dostlar,
Ekim ayını da geride bıraktık. Açıkçası bu ay, yatırım yolculuğum boyunca yaşadığım en zorlu dönemlerden biri oldu. Eylül ayında başlayan ve fon olaylarıyla derinleşen piyasa düşüşü, Ekim ayında da hız kesmeden devam etti. Borsa İstanbul'da son yılların değil, tarihsel açıdan da en sert düşüş dönemlerinden birine tanıklık ettik.
Bu ay portföyümde ciddi bir değer kaybı yaşandı.
Eylül sonu portföy: 1.798.137,18 TL
Ekim ayında yapılan ekleme: +46.708,38 TL
Ekim sonu portföy: 1.767.063,00 TL
Dolar bazında ise Eylül sonunda $36.684,85 olan portföy, Ekim sonunda $35.388,11 seviyesine geriledi. Bu ay yaptığım yaklaşık $935,41 tutarındaki eklemeyi de çıkardığımızda, dolar bazında yaklaşık $2.232 (%6,08) değer kaybı ortaya çıkıyor.
Elbette bu hesaplama, gün içindeki alım zamanlarını ve döviz kuru hareketlerini ayrı ayrı hesaplayan profesyonel bir performans ölçümü değil. Ancak en azından dışarıdan eklediğim paranın portföyün değer kaybını gizlemesine izin vermiyor.
Kısacası Ekim ayı, portföyümün hem TL hem dolar bazında ciddi şekilde gerilediği bir ay oldu.
Buna karşılık ilginç bir gelişme de yaşandı. Portföyümün altın karşılığı 274,27 gramdan 284,05 grama yükseldi. Bunun nedeni gram altın fiyatının Eylül sonundaki 6.556 TL seviyesinden Ekim sonunda 6.221 TL'ye gerilemesi oldu.
1. Tarihin En Sert Düşüş Dönemlerinden Biri
Bu ayın en önemli konusu hiç şüphesiz Borsa İstanbul'da yaşanan sert düşüş oldu.
Son dönemde yaşanan fon olayları, yatırımcıların piyasaya olan güvenini ciddi şekilde sarstı. Fonların tasfiyesi, satış baskısı ve piyasalarda oluşan belirsizlik, zaten zor bir dönemden geçen yatırımcıların moralini iyice bozdu.
Üstelik bu yalnızca benim portföyümle sınırlı bir durum değildi.
BIST 100 endeksi Eylül ayında %16,65, Ekim ayında ise %9,94 değer kaybetti. Böylece iki aylık toplam düşüş yaklaşık %24,94 seviyesine ulaştı. Bu süreç, 2008 küresel finans krizinden bu yana yaşanan en sert iki aylık düşüşlerden biri olarak kayıtlara geçti.
Özellikle 20 Ekim'de CNBC-e tarafından yayımlanan tarihsel düşüşler incelemesinde, fon krizinin Borsa İstanbul tarihindeki önemli düşüş dönemleri arasına girdiği de görülüyordu.
Piyasada yaşananların büyüklüğünü anlamak için sanırım bu rakamlar yeterli.
Benim BIST portföyüm de bu durumdan ciddi şekilde etkilendi.
Eylül sonunda 896.200,24 TL olan BIST portföyüm, Ekim sonunda 793.300,70 TL seviyesine geriledi.
Yani BIST tarafında görünen değer kaybı 102.899,54 TL oldu. Bu ay BIST hisselerine yaptığım 1.007,92 TL'lik yeni alımları da çıkardığımızda, eklemelerden arındırılmış yaklaşık kayıp 103.907 TL seviyesine ulaşıyor.
Bu rakam elbette moral bozucu.
Ancak yatırım hayatında yalnızca iyi dönemler olmuyor. Hele ki uzun vadeli yatırım yapan birisiyseniz, zaman zaman böylesine sert düşüşlerle karşılaşmayı da göze almak gerekiyor.
Beni asıl düşündüren şey ise düşüşün büyüklüğünden ziyade, son olayların yatırımcı güveni üzerinde oluşturduğu tahribat.
Çünkü piyasaların kalıcı olarak gelişebilmesi için yalnızca şirketlerin kâr etmesi yetmiyor. Yatırımcıların da piyasanın işleyişine güvenebilmesi gerekiyor.
Umarım yaşanan olaylardan gerekli dersler çıkarılır ve yatırımcı güvenini yeniden tesis edecek adımlar atılır.
2. Ekim Ayında Portföye Yaptığım Eklemeler
Piyasadaki olumsuz havaya rağmen Ekim ayında da düzenli yatırım alışkanlığımı sürdürmeye çalıştım.
Bu ay portföye toplam 46.708,38 TL, yani yaklaşık $935,41 yeni para ekledim.
Eklemenin tamamı BIST ve yurt dışı yatırım tarafına yöneldi. Eurobond tarafında ise yeni alım yapmadım.
BIST tarafındaki eklemeler
Bu ay BIST tarafında yalnızca iki hissede küçük lot artırımları yaptım.
TTRAK: 120 lot → 122 lot
Ekleme: 806,02 TLISMEN: 3.000 lot → 3.007 lot
Ekleme: 201,90 TL
Diğer BIST hisselerinde yeni alım yapmadım.
Önceki aylarda BIST tarafına daha fazla ağırlık veriyordum. Ancak Eylül ayında gerçekleştirdiğim büyük portföy düzenlemesinden sonra, bu ay yeni kaynakların önemli bölümünü yurt dışı yatırım tarafına yönlendirmeyi tercih ettim.
ETF tarafındaki eklemeler
Ekim ayında yurt dışı portföyüme üç yeni yatırım aracı daha ekledim.
Mevcut pozisyonlardan gelen temettü eklemeleriyle gerçekleştirdiğim alımlar:
JEPQ: 18,55 lot → 18,69 lot — $7,92
JEPI: 18,27 lot → 18,36 lot — $4,97
Yeni eklediğim pozisyonlar ise:
DIVO: 7,51 lot — $351,16
MAIN: 5,44 lot — $301,18
DLN: 2,56 lot — $250,00
Böylece yurt dışı portföyümdeki pozisyon sayısı sekize yükseldi.
Bu yeni eklemelerin temel amacı, portföydeki döviz bazlı nakit akışını zaman içerisinde daha güçlü ve çeşitli hale getirmek.
DIVO ve DLN ile temettü odaklı yatırımlarımı çeşitlendirirken, MAIN ile de düzenli gelir üretme potansiyeli bulunan farklı bir şirket yapısını portföye dahil etmiş oldum.
Tabii ki bu araçların hiçbiri risksiz değil. Düzenli ödeme geçmişi gelecekte aynı ödemelerin kesinlikle devam edeceği anlamına gelmiyor.
Ancak uzun vadede yalnızca fiyat artışına bağımlı olmayan bir portföy kurma hedefim açısından bu eklemeleri önemli görüyorum.
3. ETF Portföyünde Yeni Bir Dönem
Ekim ayı sonunda ETF ve yurt dışı hisse portföyümün toplam değeri $5.501,07 seviyesine ulaştı.
Güncel durum:
Toplam maliyet: $5.032,96
Güncel değer: $5.501,07
Toplam kâr: +$468,10
Getiri oranı: %9,30
Bu ay BIST tarafında çok ciddi değer kaybı yaşanırken, yurt dışı portföyümün dolar bazında artıda kalması önemliydi.
Portföy içerisindeki ağırlıklar ise şu şekilde oluştu:
ABBV: %23,8
JEPQ: %19,6
JEPI: %19,2
SCHD: %18,8
DIVO: %6,5
MAIN: %5,5
DLN: %4,7
DGRW: %2,0
Bu dağılımda özellikle ABBV, JEPQ, JEPI ve SCHD'nin ana omurgayı oluşturduğunu görüyoruz.
Yeni eklenen DIVO, MAIN ve DLN ise şimdilik daha küçük pozisyonlar olarak portföyde yer alıyor.
Benim burada amacım, belirli bir ETF'nin veya hissenin portföyde aşırı ağırlık kazanmasını önlemek ve farklı gelir kaynaklarını bir araya getirmek.
Yılın başında yalnızca dört pozisyonla başladığım yurt dışı yatırım tarafının bugün sekiz farklı pozisyona ulaşması, uzun vadeli çeşitlendirme hedefimin de bir parçası.
4. BIST Portföyünün Güncel Durumu
Ekim ayı sonunda BIST portföyünün toplam büyüklüğü 793.300,70 TL, dolar karşılığı ise $15.887,05 oldu.
Hisse bazındaki ağırlıklar şu şekilde:
TUPRS: %21,7
ISMEN: %9,6
FROTO: %8,3
ISDMR: %8,2
EREGL: %8,1
SISE: %8,1
AKSA: %6,7
TOASO: %6,8
OTKAR: %6,1
PAGYO: %5,9
ANHYT: %5,5
TTRAK: %5,2
Eylül ayında TUPRS pozisyonunun önemli bölümünü azaltıp diğer hisselere dağıtmıştım. O dönemde bu kararın temel nedeni, tek bir şirketin BIST portföyümün çok büyük bölümünü oluşturmasıydı.
Ekim sonunda TUPRS'ın ağırlığı %21,7 seviyesinde bulunuyor.
Geçmiş aylarda %40'ın üzerine çıkan bu yoğunlaşmanın azaltılmış olması, özellikle böyle sert piyasa dönemlerinde risk yönetimi açısından bana daha uygun geliyor.
Elbette çeşitlendirme yapmak bütün hisselerin aynı anda düşmesini engellemiyor. Ekim ayında bunun ne kadar açık bir şekilde yaşandığını da gördük.
Ancak uzun vadede tek bir şirkete veya sektöre aşırı bağımlı olmamak benim için önemli.
BIST sektörel dağılımı
Ekim ayı sonunda sektörel dağılım şöyle oluştu:
Otomotiv: %26,3
Petrol ve Rafineri: %21,7
Demir-Çelik: %16,2
Finans ve Menkul Değerler: %9,6
Cam Sanayii: %8,1
Kimya: %6,7
GYO: %5,9
Sigorta ve Emeklilik: %5,5
Otomotiv sektörü BIST portföyümdeki en büyük ağırlığa sahip olmaya devam ediyor.
Bunu TUPRS'ın yer aldığı petrol ve rafineri sektörü takip ediyor.
Özellikle Eylül ayında portföye dahil ettiğim PAGYO ve ANHYT sayesinde GYO ile sigorta ve emeklilik sektörlerinin de portföyde yer alması, çeşitlilik açısından önemli bir değişiklik oldu.
Bu ay BIST tarafında genel olarak düşüş yaşansa da, sektörel çeşitliliği koruma yaklaşımımı değiştirmeyi düşünmüyorum.
5. Eurobond Tarafında Durum Değişmedi
Ekim ayında Eurobond tarafında yeni alım yapmadım.
Toplam nominal Eurobond büyüklüğüm $14.000 seviyesinde kalmaya devam ediyor.
Mevcut Eurobond portföyüm:
US900123CM05: $7.000 nominal
US900123CG37: $4.000 nominal
US900123CB40: $1.000 nominal
US900123BJ84: $1.000 nominal
US900123AY60: $1.000 nominal
Eurobond tarafı benim için hâlâ portföyün en önemli parçalarından biri.
Özellikle bu ay yaşanan BIST düşüşü, neden portföyün önemli bölümünü döviz bazlı kupon ödemesi sağlayan varlıklarda tuttuğumu yeniden hatırlattı.
BIST hisseleri değer kaybederken Eurobondlardan elde edeceğim kuponların ödeme takvimi değişmiyor. Elbette ihraççı riski, piyasa fiyatı ve diğer riskler devam ediyor; ancak ödemeler sürdüğü müddetçe bu bölüm portföyün nakit akışını desteklemeye devam edecek.
6. Ekim Ayında Pasif Gelirler
Borsa tarafındaki düşüşe rağmen bu ay pasif gelir elde etmeye devam ettim.
Ekim ayında:
Temettü geliri: 3.667,91 TL
Eurobond kupon ödemesi: $24,38
Toplam pasif gelir: 4.885,29 TL
Dolar karşılığı: $98,76
2026 yılının ilk on ayında elde ettiğim toplam pasif gelirler ise şöyle:
Toplam temettü geliri: 36.059,72 TL
Toplam Eurobond kupon geliri: $556,30
Toplam pasif gelir: 61.820,85 TL
Dolar karşılığı: $1.346,97
Yılın ilk on ayında 61 bin TL'nin üzerinde pasif gelir elde etmiş olmak benim için oldukça değerli.
Bu rakam henüz finansal özgürlük sağlayacak bir büyüklükte değil. Ancak zaten amacım bugünden yarına büyük bir pasif gelir oluşturmak değil.
Ben bu sistemi 2035 yılına kadar büyütmeyi hedefliyorum.
Özellikle gelen temettüleri ve kupon ödemelerini harcamayıp yeniden yatırıma yönlendirdiğim için, zaman içerisinde bu gelirlerin de büyümesini bekliyorum.
ETF temettüleri
Ekim ayında yurt dışı portföyümden toplam $16,03 temettü geliri elde ettim.
Dağılım şu şekilde oldu:
DGRW: $0,07
JEPQ: $8,41
JEPI: $5,00
DIVO: $1,15
MAIN: $1,16
DLN: $0,24
SCHD ve ABBV tarafında bu ay temettü ödemesi olmadı.
Özellikle yeni eklediğim DIVO, MAIN ve DLN pozisyonlarından da ilk ödemeleri almaya başlamış olmak güzel.
2026 yılı başından bu yana yurt dışı portföyümden elde ettiğim toplam temettü ise $119,54 seviyesine ulaştı.
Bu rakamlar şimdilik küçük olabilir ama düzenli şekilde büyütmek istediğim bir yapının ilk adımları.
7. Dünkü Tweetimde de Aslında Bundan Bahsetmiştim
Dün Twitter'da paylaştığım bir gönderide de aslında tam olarak bu konuya değinmiştim.
Portföyüm çok büyük olmamasına rağmen, geçmiş yıllarda BIST portföyümde yer alan şirketlerin mevcut lot sayılarıyla geçmişte verdiği dolar bazlı temettü gelirlerini gösteren bir grafik paylaşmıştım.
Bu grafiğe bakarken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Piyasalar bu kadar kötü giderken neden hâlâ temettü yatırımına devam ediyorum?
Benim için cevabı oldukça basit.
Piyasa kötü gittiğinde, hisse fiyatları sert düştüğünde ve yatırımcıların morali bozulduğunda bile hesabınıza bir miktar temettü yatması gerçekten insana nefes aldırıyor.
Bu yüzden düzenli temettü ödemeyen şirketlere çok sıcak bakmıyorum. Elbette her temettü ödeyen şirket iyi yatırım değildir. Ancak benim kurmaya çalıştığım sistemin merkezinde düzenli nakit akışı bulunuyor.
Dünkü paylaşımımda, fon olaylarının oluşturduğu güven bunalımının ve portföyümdeki ciddi değer kaybının ben de farkında olduğumu belirtmiştim.
Ama bir başka noktayı da vurguladım.
Bu ülke 100 yılı aşkın süredir ayakta. Geçmişte çok daha zor dönemlerden, ekonomik krizlerden ve belirsizliklerden geçti. Bundan sonra da zorluklar yaşanacak.
Ben ülkenin geleceğine ve üretmeye devam eden şirketlerimize olan inancımı koruyorum.
Elbette her şirketin başarılı olacağını veya piyasaların mutlaka kısa sürede eski seviyelerine döneceğini kimse garanti edemez.
Ancak benim bakış açım hâlâ aynı: Güneş doğduğu sürece geceler sonsuza kadar süremez.
Şirketlerimiz üretmeye, kâr elde etmeye ve değer oluşturmaya devam ettikçe, piyasalarda da zaman içerisinde daha iyi günler görmeyi umut ediyorum.
8. 2026 Yılında Toplam Ne Kadar Yatırım Yaptım?
Ekim ayı sonuna kadar 2026 yılında portföye yaptığım toplam eklemeler şu seviyeye ulaştı:
Borsa / ETF: 334.797 TL
Eurobond: 195.150 TL
Toplam: 529.947 TL
Dolar karşılığı: $11.488
Aylık ortalamalar ise:
Borsa / ETF: 33.480 TL
Eurobond: 16.262 TL
Toplam: 52.995 TL
Dolar karşılığı: $1.149
Yılın ilk on ayında 529 bin TL'nin üzerinde birikimi yatırımlara yönlendirebilmiş olmak benim için önemli.
Üstelik bu süreçte tatil yaptığımız, beklenmedik harcamaların olduğu ve yatırım için daha az kaynak ayırabildiğim aylar da oldu.
Bütün bunlara rağmen düzenli biriktirme alışkanlığının devam etmesi beni mutlu ediyor.
Çünkü uzun vadeli yatırımda benim kontrol edebildiğim en önemli şey piyasanın yönü değil, tasarruf yapabilmek ve yatırım disiplinini sürdürebilmek.
9. Portföyün Genel Görünümü
Ekim 2026 kapanışı itibarıyla toplam portföyümün dağılımı şu şekilde oluştu:
BIST: $15.887,05
Eurobond: $14.000,00
ETF ve yurt dışı hisseler: $5.501,07
Toplam portföy: $35.388,11
TL karşılığı:
1.767.063,00 TL
Altın karşılığı:
284,05 gram
Bu ay hesaplamalarda kullandığım değerler:
Dolar kuru: 49,93 TL
Gram altın fiyatı: 6.221 TL
Varlık dağılımı ise şöyle:
BIST: %44,9
Eurobond: %39,6
ETF: %15,5
Eylül ayında BIST ağırlığı %49,8 seviyesindeydi. Ekim sonunda bu oran %44,9'a geriledi.
Buna karşılık Eurobond ağırlığı %38,2'den %39,6'ya, ETF ağırlığı ise %12,0'den %15,5'e yükseldi.
ETF ağırlığının artmasında bu ay yaptığım yeni alımların etkisi bulunuyor. BIST tarafındaki değer kaybı da bu dağılım değişikliğini hızlandırdı.
Benim için uzun vadede önemli olan, portföyün tek bir piyasaya bağlı olmadan büyüyebilmesi.
Bu açıdan baktığımda BIST tarafındaki sert düşüşe rağmen Eurobond ve ETF bölümlerinin portföyü dengelemeye katkı sağlaması, uyguladığım stratejinin nedenlerini yeniden hatırlatmış oldu.
10. Peki, Bundan Sonra Ne Yapacağım? 2035 Hedefim Değişmedi
Yılın başında Serbest Gelirli Yol Haritası başlıklı bir yazı paylaşmıştım.
O yazıda Mayıs 2022'de eşimle birlikte başladığımız birikim yolculuğunun temel amacından, neden bu kadar uzun vadeli düşündüğümüzden ve 2035 yılı için belirlediğim hedeflerden bahsetmiştim.
Aslında her şey oldukça basit bir düşünceyle başlamıştı.
Yıllarca borç ödedikten sonra insan ister istemez geleceğini düşünmeye başlıyor. Bir gün çalışamadığında, beklenmedik bir olay yaşandığında veya hayatın getirdiği maddi yüklerle karşılaştığında, kendisini güvende hissettirecek bir birikiminin olması gerekiyor.
Benim finansal özgürlükten anladığım şey, bütün gün hiçbir iş yapmadan oturmak değil.
Asıl istediğim, ekonomik kaygılar nedeniyle istemediğim şeyleri yapmak zorunda kalmayacağım bir hayat kurabilmek.
Bu nedenle hedefimiz hâlâ 2035 yılı.
2035 yılına kadar düzenli birikim yapmaya, elde edilen gelirleri tekrar yatırımlara yönlendirmeye ve portföyü büyütmeye devam etmeyi planlıyorum.
Yılın başında belirlediğim uzun vadeli portföy hedefleri ise şöyleydi:
BIST: yaklaşık $50.000
ETF: yaklaşık $30.000
Eurobond: yaklaşık $70.000
Toplam hedef: $150.000 ve üzeri
Elbette bu rakamlar birer hedef. Piyasa koşulları, tasarruf miktarları, döviz enflasyonu ve gelecekteki getiriler nedeniyle gerçekleşen tutarlar farklı olabilir.
Ancak önemli olan, ulaşmak istediğim noktayı biliyor olmam.
Eurobondlar neden benim için bu kadar önemli?
Yol haritamda Eurobond tarafına ayrı bir önem vermiştim.
Planım, düzenli aralıklarla Eurobond alımlarını sürdürmek ve gelen kuponları yeni alımlarda kullanarak zaman içerisinde kuponların da yeni yatırımları finanse edebildiği bir yapı oluşturmak.
O yazıda, 2035 yılına doğru toplam $70.000 nominal Eurobond büyüklüğüne ulaşmayı hedeflediğimi belirtmiştim.
Şu anda bu rakam $14.000 seviyesinde.
Dolayısıyla önümde uzun bir yol var. Ancak zaman içerisinde kupon ödemelerinin artmasıyla birlikte yeni Eurobond alımları için cebimden çıkması gereken tutarın azalmasını umut ediyorum.
Bu da diğer yatırımlara daha fazla kaynak ayırabilmek anlamına geliyor.
BIST tarafında hedefim ne?
BIST tarafında ise şirketlere ortak olma düşüncem değişmedi.
Kısa vadeli fiyat hareketlerini tahmin etmek yerine, faaliyetlerini sürdürebilen, finansal yapısını koruyabilen ve mümkünse düzenli temettü ödeyen şirketlerde lot artırmaya devam etmek istiyorum.
Tabii ki bu durum, mevcut şirketlerin hepsini sonsuza kadar tutacağım anlamına gelmiyor. Şirketlerin finansal durumlarını ve yatırım gerekçelerimi takip etmeyi sürdüreceğim.
Ayrıca tek bir şirkette aşırı yoğunlaşma oluşmaması için portföy ağırlıklarını kontrol altında tutmak da önceliklerim arasında.
ETF tarafında hedefim ne?
ETF tarafında ise hem düzenli döviz bazlı gelir hem de uzun vadeli sermaye büyümesi hedefliyorum.
Şu anda yaklaşık $5.500 büyüklüğündeki bu portföyü, 2035 yılına kadar $30.000 seviyesine taşımak istiyorum.
Yeni eklediğim DIVO, MAIN ve DLN gibi pozisyonlar da bu yaklaşımın bir parçası.
Zaman içerisinde gelirlerin artması, bunların yeniden yatırıma yönlendirilmesi ve birikimlerin devam etmesiyle bu bölümün de daha anlamlı bir nakit akışı oluşturmasını bekliyorum.
Kısacası Ekim ayında yaşanan sert düşüş, 2035 hedefimi değiştirmedi.
Hatta böyle dönemler, neden baştan bir yol haritası hazırladığımı daha iyi anlamamı sağlıyor.
11. Ekim Ayının Genel Değerlendirmesi
Ekim ayı benim için pek çok açıdan zor geçti.
Özellikle son iki ayda yaşanan fon olayları ve piyasalardaki sert satışlar, yatırımcı psikolojisini ciddi şekilde olumsuz etkiledi.
Bu ay portföye 46.708 TL yeni para eklememe rağmen, toplam portföy değerim geriledi. Dolar bazında eklemelerden arındırılmış yaklaşık kayıp ise $2.232 seviyesinde gerçekleşti.
Özellikle BIST tarafındaki 103 bin TL'yi aşan yaklaşık değer kaybı bu ayın en olumsuz gelişmesi oldu.
Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen:
Düzenli alım yapmaya devam ettim.
ETF tarafına üç yeni pozisyon ekledim.
Yurt dışı portföyüm $5.500 seviyesini aştı.
Toplam Eurobond nominal büyüklüğüm $14.000 seviyesinde kaldı.
2026 yılında elde ettiğim toplam pasif gelir 61.820,85 TL'ye ulaştı.
Yılın ilk on ayında toplam 529.947 TL yatırım yaptım.
Portföyün altın karşılığı 284,05 gram seviyesine yükseldi.
Elbette portföyün değer kaybetmesi insanın moralini bozuyor. Sonuçta bu paraları biriktirmek kolay değil. Her birinin arkasında emek, zaman ve ertelenmiş harcamalar var.
Ama yatırım yolculuğuna başladığımda kendime verdiğim bir söz vardı: Kısa vadeli dalgalanmaların uzun vadeli hedefimi değiştirmesine izin vermemek.
Bu nedenle yaşananları görmezden gelmiyorum ama bütün stratejimi de birkaç aylık fiyat hareketine göre değiştirmek istemiyorum.
Önümüzdeki süreçte de düzenli tasarruf etmeye, temettü ve kupon gelirlerini yeniden yatırıma yönlendirmeye ve portföyü mümkün olduğunca dengeli tutmaya çalışacağım.
Bundan sonraki dönemde piyasaların ne zaman toparlanacağını bilmiyorum. Belki kısa sürede daha iyi günler göreceğiz, belki de bu zor dönem düşündüğümüzden uzun sürecek.
Ama benim önümde hâlâ yaklaşık dokuz yıllık bir birikim dönemi var.
Bu nedenle asıl odaklandığım şey, 2035 yılına geldiğimde yalnızca portföyümün kaç dolar ettiği değil, aynı zamanda bana ne kadar güvenli ve sürdürülebilir bir nakit akışı sağlayabildiği olacak.
Çünkü nihayetinde bütün bu yolculuğun amacı daha fazla rakama sahip olmak değil, hayatımız üzerinde daha fazla söz sahibi olabilmek.
Bir sonraki ayda yeniden görüşmek üzere 🙌
Sevgi ve başarı dileklerimle, bir sonraki güncellememizde görüşmek üzere!
” Birikim, geleceğin sessiz bekçisidir; lüks ise anın doyumsuz hırsızı.”
Not: Yazdıklarım tamamen kendine nottur. Hiçbir tavsiye içermemektedir...
Not 2: Yolculuğa ilk başladığım tarihten itibaren tüm aylık portföy raporlarına bu linkten ulaşabilirsiniz.








